Engelli bireylerimizi hayata kazandırmıyor kaybediyoruz

Gittikleri her iş yerinde, iş devamlılığı güvencesizliğinin yanı sıra ücret değerlendirilmesinde, kariyer olarak ilerlemede, işveren ve çalışma arkadaşlarının ayrımcı davranışlarına maruz kalmada çeşitli sorunlar yaşamaktadırlar.

Bu psikolojik şiddete ve baskıya maruz kalan engelli vatandaşlarımız kendileri adına kariyer, gelecek gibi planlar kuramadığından dolayı sosyal hayattan ve dış dünyadan izole ederek kendilerini soyutlama yoluna gidebiliyor.

Doğuştan veyahut bir kaza sonucu herhangi bir organını, uzvunu kaybeden veya kullanamayan, akli dengesini yitirmiş ya da genetik rahatsızlıkları olan ve bu faktörlerin ciddi oranda

Hayatını, yaşam kalitesini ve iş gücünü kısmen ya da tamamen kaybetmiş her bir bireye “Engelli denir. Engelli olmanın birden fazla nedeni bulunmaktadır.

Bunlar;

  • Akraba Evlilikleri
  • Gebelik öncesi ve gebelik döneminde aşıların zamanında yapılmaması
  • Geçirilen herhangi bir kaza sonucu
  • Genetik veya sonradan gelişebilen hastalıklar.
  • İş kazaları sonucu oluşan engellilik durumu.

Engel çeşitleri şu şekildedir;

  • Zihinsel Engel
  • Görme engeli
  • Fiziksel Engel
  • İşitme Engeli
  • Spastik Engel
  • Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
  • Yaygın Gelişimsel Bozukluk
  • Dil Ve Konuşma Bozukluğu
  • Özgül Öğrenme Bozukluğu

Photo by Matheus Bertelli on Pexels.com

Nasıl Davranmalıyız ?

  • Engelli bir insanın eli-kolu olmasa dahi, elinizi uzatarak selam verin. Engelli kişi size nasıl davranacağını bilir.
  • Yardım etmeden önce yardım isteyip istemediğini sorun. İstek olmadan yardım etmeye kalkmayın.
  • Kendinize göre yardım etmeye kalkmayın. Engelli kişinin sizi yönlendirmesine fırsat verin.
  • Engelli kişi karşısında aşırı dikkatli olmaya kalkışmayın. Diğer insanlarla nasıl konuşuyorsanız, onlarla da öyle konuşun. Acıyarak yaklaşmayın. Engelli insanlar sadece birtakım engellere sahip, mutsuz ya da hasta değiller.
  • Kelimeleri dikkatle, vurgulayarak, yüksek sesle bağırıp çağırarak konuşmayın. Bedensel engelli bir kişinin duyma sorunu yoktur. Tane tane konuşarak onun bir zekâ sorunu olduğunu ima eder tarzda konuşmayın.
  • Kibarlık yapacağım diye günlük konuşmanızın dışına çıkmayın. Örneğin tekerlekli sandalyedeki engelliye, “Nereye gidiyorsun?” ya da görme engelli birine, “Görüşmek üzere” demenizin bir sakıncası yok.
  •  Engelli insanların %98 inin üzüldüğü konu bakışlar sanki çok garipser bir biçimde pür dikkat bakışlar engelli insanları rencide etmekte üzmektedir. Sevgi ve saygıyı bakışlarınızla karşınızdaki engelli bireye hissettirin bu onu fazlasıyla mutlu edecektir.
Photo by ELEVATE on Pexels.com

ENGELLİ VATANDAŞLARIN ÇALIŞMA HAYATLARIN DA Kİ SORUNLAR

   Çalışma hayatında istihdam edilen engelli işgücü yasalar tarafından belli bir zorunluluk sayesinde yapılmakta olsa da. Yeterli sayılarda ve her engelliye özel çalışma imkanları şu an yetersiz kalmaktadır.

Engelli raporuna sahip bireyler zorunluluk olmasına rağmen kendi çalışma alanları olamaması veya devamsızlık yapıp yapmama konusunda farklı kriterlere göre ayrıma uğrayıp bunun için sert ve yeterli bir kanun olmamasından dolayı Kendi aralarında da bazı iş verenler ve ilgili iş verenlerin insan kaynakları departmanı ile kendi aralarında sınıflandırma ve ayrıma maruz kalmaktadır.

İşe alınması aşamasından eğer sınıfsal ayrıştırmadan olumlu sonuç alarak bir işe istihdam sağlayabilmiş ise emekli oluncaya kadar her aşamada türlü sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Çalışma hayatına en çok yaşadıkların sorunlardan bir diğeri ise mesleki eğitim ve rehabilitasyon konusunda sorunlar yaşamaktadırlar.

Engelli istihdamını sadece kanuni bir zorunluluk olarak gören işverenler, engellilerin sağlık sorunlarından ve sağlıklı bireylerin dayandığı daha doğrusu dayanmak zorunda kalarak yapmaya devam etmeye çalıştıkları işlerde vücutlarının ve sağlıklarının elvermediği süreçlerde mazeret izni kullandıkları, çok rapor aldıkları, duygusal ve alıngan yapıları, işyeri çalışma temposunun altında performans sergileyeceklerine ilişkin düşüncelerinden ötürü engelli çalışanlarına kendilerince daha az yorucu angarya işlerde görevlendirmeyi uygun buluyorlar. Bu nedenle zaten içine kapanık, duygusal ve alıngan psikolojik yapıları gün geçtikçe daha da kötüye gidip, kendilerini ‘Başarısız, İşe yaramayan’ gibi sıfatlara büründürüp depresyon ve benzeri psikolojik hastalıklar ile durumları daha kötüye ve bazen bu zor durumla baş edemeyip istifa etmeyle sonuçlanan durumlar oluşabiliyor. Ki bu duruma gerek kalmadan koruyucu düzenlemelerin yetersizliğinden ötürü deneme sürecinde işten atılma durumuyla yüz yüze kalıyorlar.

ENGELLİLERİN ÇALIŞMA HAYATINDAKİ VE İŞYERİNDEKİ SORUNLARI;

Türkiye Engelliler Araştırması’na göre ülke nüfusunun yüzde 12.29’u engelli konumundadır (yaklaşık8.500.000). Ülkemizde çeşitli nedenlerden dolayı engellilerin yüzde 78,29’uyani yaklaşık 6.654.650’si işgücü piyasasının dışındadır ve çoğunluğunun yaş ortalaması 25-44 arasındadır. Bu oranlar ışığında engellilerin büyük kısmının genç ve orta yaş grubun da olması, istihdam edilebilirlik, sağlık, eğitim ve ulaşım imkânlarının kentlerde daha gelişmiş olması açısından tercih edildiği düşünülmektedir.

Çalışma hayatında yer almaya çalışmak, engelliler için birçok açı da anlaşılması zor güçlükleri ifade etmektedir. Bu güçlüklerin içerisinde istihdam edilmeden önce yaşanan sorunların yanı sıra engellilerin işe girerken ve çalışma hayatı içerisinde varlıklarını kabul ettirmeye çalışırken yaşadıkları problemler de yer almaktadır.

Engellilerin sosyal yaşantılarındaki en önemli sorunlarının başında “sosyal dışlanma” gelmektedir.

Sosyal dışlanma, bireyin toplumla bütünleşme ve fırsatlara erişimden engellenme, temel ihtiyaçlardan yoksun kalma, toplumla olan bağlarından kopma, sivil, siyasal, ekonomik ve sosyal yurttaşlık haklarından yoksun olma/bırakılma durum ve süreci olarak ifade edilmektedir.

Yazan : Banu COŞKUN