SİYASET SOSYOLOJİSİ

Devlet ve sivil toplumdan aileye kadar uzanan politik fenomenlerin sosyolojik analizi, vatandaşlık, toplumsal hareketler ve sosyal güç kaynakları gibi konuları araştırmakla ilgilenen bir bilim disiplinidir. 9. yüzyıl ile beraber genel olarak toplumsal ve özel olarak siyasal düşüncenin bilimselleşmeye başladığı görülmüştür. Teknoloji, sanayileşme gibi unsurlar kalabalıklaşmayı beraberinde getirmiş, kalabalıklaşma ise siyasal düşünceye yönelim sağlamıştır.

Aynı yıllarda gelişmeye başlayan siyaset sosyolojisi de özellikle Avrupalı sosyal bilimciler tarafından uzun süre siyaset bilimiyle eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger, bu konudaki fikrini net olarak belirtmiş ve genel olarak siyaset sosyolojisi ve siyaset biliminin aynı olduğunu söylemiştir. 1 Duverger’in siyaset sosyolojisi başlıklı eserindeki yaklaşımında da bunu gözlemek mümkündür. Nitekim Duverger, bu eserinde siyaset sosyolojisinin ne olduğunu belirlemeye çalışırken aslında siyaset bilimine özgü olan tartışmayı yürütmekte ve siyaset sosyolojisinin devlet bilimi mi iktidar bilimi mi olduğu sorusu üzerinde durmaktadır. Bu yaklaşım tarzı Duverger’in siyaset sosyolojisini de doğrudan siyaset biliminin temel parametreleri üzerinden tanımladığını göstermektedir.

Geleneksel bölümler

Toplumsal gruplar arasındaki toplumsal eşitsizlik Siyaseti nasıl etkiler?

Toplumsal gruplar içinde ve bu gruplar arasındaki güç ilişkileri?

Modern devletin sosyopolitik oluşumu

Siyaset sosyolojisi geleneksel olarak sosyal eğilimlerin, dinamiklerin ve tahakküm yapılarının resmî siyasi süreçleri nasıl etkilediği ve çeşitli sosyal güçlerin siyasi politikaları değiştirmek için birlikte nasıl çalıştıklarını araştırmakla ilgilidir.[8] Bu açıdan üç ana teorik çerçeve tanımlanabilir. Toplumsal sınıf teorisi analizi, kapitalist seçkinlerin politik gücünü vurgular.[10] İki ayrı bölümde ele alınabilir: Biri “güç yapısı” veya “araçsal” yaklaşım, diğeri yapısal işlevselci yaklaşımdır. Güç yapısı yaklaşımı, en tanınmış temsilcisi G. William Domhoff tarafından açıklandığı üzere, kimin yönettiği sorusuna odaklanmaktadır. Yapısalcı yaklaşım ise, kapitalist bir ekonominin işleyişine önem verir; devletin sadece işleyiş için gereklerin yapılmasına izin vermek ve cesaretlendirmekle görevli olup, diğer işlerden çekilmesi gerektiğini savunur.

Güç seçkinleri

 “Devlet federallerine askerî kurumlara duyulan güvensizlik”, şimdi “genişleyen bürokratik alanın tüm korkunç ve beceriksiz verimsizliğine” duyulan tepkiye dönüşüyor.

“Geleneksel tarım ve zanaat ekonomisinin yerini alan “iki veya üç yüz dev şirket”

“Güçlü bir federal siyasi düzen iktidarı “birkaç düzine devletin merkezi olmayan bir grubundan” miras aldı ve “şimdi toplumsal yapının her bir alanına giriyor”

“Savaş Ağaları” – Yüksek rütbeli askerî subaylar, tabii en önemlisi Genelkurmay Başkanları.

“Federal Direktörlük” – ABD federal hükûmetinin elli kişilik “yürütme organı” Başkanlık Yürütme Ofisinde üst düzey liderlik de dahil olmak üzere, bazen Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin seçilmiş yetkilileri de bulunmakla birlikte genellikle ve ağırlıkla profesyonel hükûmet bürokratları.

“Metropolitan 400” – Genellikle Sosyal Kayıt’ta temsil edilen başlıca Amerikan şehirlerindeki tarihsel olarak dikkate değer yerel ailelerin üyeleri.

“Ünlüler” – Tanınmış eğlence ve medya kişilikleri.

“Baş Yöneticiler” – her sanayi sektöründeki en önemli şirketlerin başkanları ve CEO’ları.

“Kurumsal Zengin” – büyük toprak sahipleri ve kurumsal hissedarlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s