FEODALİZM – DEREBEYLİK

Feodalizm ya da derebeylik, başta Ortaçağ Avrupası olmak üzere tarihin birçok evresinde rastlanan toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütleniş biçimidir. Feodal toplumun siyasi örgütlenişi, koruyan-korunan (süzeren-vassal) ilişkisine dayanan hiyerarşik bir örgütlenmiştir. Merkezî otorite zayıftır, yerellik görülür. Ticaretin tekrar canlanması ile temelleri sarsılan feodalizmin son kalıntıları Sanayi Devrimi ile tamamen yok olmuştur.

Feodalizm  nasıl ortaya çıktı?

Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından güçlü ulusal monarşilerin ortaya çıkmasına kadar olan sürede, Avrupa’da hâkim olan örgütleniş biçimi feodal örgütleniştir. İlk Çağ’da Roma’dan yönetilen topraklarda Cermen istilaları ile Roma döneminin merkeziyetçi siyasi düzeni bozulmuş ve sayısız irili ufaklı feodal beylik ortaya çıkmıştır.

Bu durum ilk etkilerini ticaret üzerinde göstermiştir. Köylünün alım gücünün azalması köy-kent ticaretini zayıflatmış, kentli zanaatkârlar pazar bulmakta zorlandıklarından iflasa sürüklenmiş, kentle ticaret yapamayan latifundialar (köle emeğiyle üretim yapan tarımsal işletmeler) zor duruma düşmüştür. Bu, Roma dönemindeki ekonomik düzeni yok edecek bir kısır döngüdür.

Ürünlerin pazarlamasında sorunlar yaşanmaya başlandığında, kölelerin üretim dönemleri dışında da beslenmesi zorunluluğu katlanılması olanaksız bir maliyet unsuru haline gelmiştir. Bu tür işletmeler, kölelerin bir kısmını azat ederek, belirli bir toprak kirası karşılığında geçimlik toprakları işleme hakkı tanıdılar.

Azat edilmiş bu yeni küçük çiftçiler tümüyle özgür değillerdi, kendilerine tahsis edilen toprakları terk etmeleri durumunda toprak sahibinin gelir kaynağı da ortadan kalkacaktı.

Feodal kurumların tipik haliyle ortaya çıkması ilk olarak Frank Karolenj İmparatorluğu’nun bünyesinde gerçekleşti. Bu nedenle Fransa feodalizmin anavatanı sayılabilir.

Türkiye Tarihinde Feodalizm

Osmanlı Devleti’ndeki feodal yapının nasıl işlediğini çok kısaca aktarmak faydalı olabilir.Osmanlı’da bu düzenin karşılığının “Tımar Sistemi” olduğu söylenebilir.

Osmanlı Devleti’nde tüm topraklar padişaha ait olarak görülür. Padişahın tüm bu toprakları bizzat yönetmesi mümkün olmadığından, asker sınıfından belli kişilere, farklı büyüklüklerde topraklar verilir.

Kendilerine verilen topraklardan vergi toplama hakkı kazanan “Tımarlı Sipahi”ler, bunun karşılığında asker toplama ve padişah tarafından emredildiğinde sefere çıkma gibi sorumluluklar üstlenir.

Tımar sistemi, tarih kitaplarından herkesin hatırlayacağı bir cümle ile, 16 – 17. Yüzyıllarda “bozularak” yerini farklı bir toprak yönetim biçimine bırakır.

Tımar sisteminin bozulması ise, Osmanlı Devleti’nde feodal yapının bozulması anlamına gelmez. Merkezi yönetim ve vergi toplama gibi işleri yürüten Tımarlı sipahilerin yerini, sivil bir sınıf, “ayan” sınıfı alır.

19. Yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti ayanların gücünü sınırlamak için çalışır. Ancak Osmanlı’nın son yıllarında etkisi azaltılmaya çalışılan, Türkiye Cumhuriyeti ile resmi olarak tamamen ortadan kaldırılan ayanlar, varlıklarını ve etkilerini gayri resmi olarak sürdürür.

Feodal toplumda sınıfsal toplumlar

Asiller

Soylular sınıfı, üretim yapan serflerin çalıştığı toprağın sahibi olan ve serfler üzerinde askerî/yönetici sınıf olarak oturan sınıftır.

Sınıflandırma da kont, baron gibi unvanlar da vardı bunlar ise sırasıyla şöyle;

Dük (Eşi Düşes)

Marki (Eşi Markiz)

Kont (Eşi Kontes)

Vikont (Eşi Vikontes)

Baron (Eşi Barones)

Şövalyeler

Ruhban Sınıfı

Ortaçağ’da ruhban sınıfı güç ve nüfuz sahibidir. Ruhban, Katolik kilisesine bağlı papaz, keşiş ve diğer din adamlarıdır.. Kilise; manastırlar, kilise ileri gelenleri ve bizzat kilise tarafından elde tutulan geniş topraklara sahipti. . Kilise; manastırlar, kilise ileri gelenleri ve bizzat kilise tarafından elde tutulan geniş topraklara sahipti. . Kilise; manastırlar, kilise ileri gelenleri ve bizzat kilise tarafından elde tutulan geniş topraklara sahipti.

Köylüler (Serfler)

Feodal piramitin en alt ve en geniş tabakasını oluşturan serfler, soylunun toprağında üretim yapar ve tükettikleri çok az miktar haricindeki bütün ürünü soyluya verirlerdi.Serfler, siyasal haklara ve istediği zaman başka köylere göç etme hakkına sahip değildir. Serf, feodal beye bağlıdır ve beyliği terk etmesi yasaklanmıştır.

FEODALİZM – DEREBEYLİK’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s